Biri bana “Buluntu”yu hecelesin, o da sensin

2009 August 5
by Gökberk Can

İki gündür İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ulaşım A.Ş. ile sırf şu kelime için telefonlaşıyoruz. Mesele 4 Ağustos Salı günü Zeytinburnu Metro İstasyonu’nda Havalimanı durağın en sonunda yönünde beklerken Ulaşım A.Ş.’nin kayıp eşya bürosunun tabelasını görmemle cereyan etti. Dayanamayıp çağrı merkezini arayıp şikayetimi ilettim. Benim telefonumu duymamam nedeniyle bugün (4 Ağustos) yeniden aradılar ve cevap verdiler sağ olsunlar. Görevli hanımefendiye kelimeyi köklerine ayırdığınızda böyle bir kelimenin oluşmasının Türkçe’ye aykırı olduğunu söylemiş olsam da Türk Dil Kurumu’ndan (TDK) onay alıp yazdıklarını söylediler. Ben de doğrulmak için TDK’nın (Evet kısaltmalarda ne olursa olsun sesi “Ka” diye okumayı tercih edenlerdenim) Genel Türkçe Sözlüğü’nde böyle bir sözcük mevcut. Sorun onlar nezninde TDK tarafından çözülmüş olsa da benim için bitmiş değil.

“Buluntu” kelimesini hecelerine ayırırsak: Bul – un – tu

  • Bul: Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak
  • un: Fiilden fiil yapan ek
  • tu?

Evet, buradaki “-tu” eki nedir? Dilimizde bu yapıya benzer başka kelimeler var mı? Bilmiyorum, öğrenmek istiyorum.

Sosyal ağlar arasında kaybolmak

2009 May 24
by Gökberk Can

İtiraf ediyorum: konu sosyal ağlar oldu mu vefanın sadece bozasını seviyorum, birine girdim ötekinin takibi zorlaşınca hesabı kapatmıyorum ancak takibi de eskisi kadar yoğun yapmıyorum. Sosyal ağlar amatör veya profesyonel olarak e-hayatımıza öylesine derinden girdi ki ömrü İnternet başında geçen insanlar için sosyal ağlar vazgeçilmez bir hal aldı. Bunun üzerine ufak bir araştırma yapmayı naçizane bir görev olarak düşünüp ufak bir araştırma yapmaya başladım

Konu üzerine akademik makalelerin literatür taraması, kitap tavsiyeleri ve kişisel deneyimleri içeren bir yazı hazırlamaya başladım, 12 Haziran’dan sonra yayınlamış olacağım bir aksilik çıkmaz ise.

Ne gerek vardır ki taşınmaya?

2009 April 28
by Gökberk Can

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Öylesine yorucu bir iş ki taşınmak, dört defa bir evden diğerine taşındım. Eşyaların toplanması, eksiklerin kontrolü, taşınma için gerekli hazırlık, eşyaları kırıp dökmeyen bir taşıyıcı bulmak, kamyon ayarlamak… Liste öylesine uzun ki bir evden diğerine taşındın mı bitmiyor çilesi. Yerleşmek, mahalle ortamına alışmak, toplu taşıma hatlarını öğrenmek, komşulara alışmak, işe yarayabilecek yakın yerleri keşfetmek; taşınma bittikten sonra yapılacaklar listesi bu da. İstediğiniz kadar hazırlık yapın, yapılacaklar listesini tek tek kontrol edin fark etmez; birisi mutlaka porselenleri kırar.

Ben de kendi alan adıma geçtikten sonra bu WordPress bloguma ne yapacağımı planlıyorum, olur da ikisini bağlayabilirsem birbirine sorunsuz bir taşıma yaşayacağım yoksa pek düşünmüyorum buradan ayrılmayı. Zaten benim yerime WordPress.com hallediyor güncellemeleri, bana tek kalan yazmak bir de hazır temalar üzerinde oynamak. Bir yerden (maddi veya elektronik) diğerine taşınırken kontrol listeleri hazırlayıp tam bir geçiş yapmak hiç beceremediğim bir iştir; her seferinde bütün e-postalarım silinir ben de her format öncesi mutlaka e-postaları yedekleyeceğimi bir yere not alırım sonra o notu kaybedince bütün e-postalarım silinir.

Bu nedenle çapa attığım bu limandan pek ayrılmaya niyetim yok, yazın şahsi domain üstünde gerekli oynamaları yapacağım ancak blog olarak, her ne kadar uzun zamandır doğru düzgün yazmıyor olsam da, WordPress’ten ayrılmayacağım. Son kararım budur, kendi kutumu seçtim, sesli harf almak istiyorum.

Ben gidiyorum Mark.

2009 April 28
by Gökberk Can

Aylardır doğru düzgün kullanmadığım Facebook profilimi sonunda kapattım, yapacak bir şey de kalmadı aslında Facebook’ta. Ödevlerden vakit bulup bir şeyler kendi blogumda bile yazamıyorken (En son 2008′in son günlerinde yazmışım) Facebook’a ne gerek var? “Status” özelliği için Twitter var, fotoğraflar için Picasa, mesleki bilgi ve haber paylaşımı için kullandığım birçok site var. İlla arkadaşlarımla bir şeyler paylaşacaksam birçok farklı servisten faydalanabilirim, görmek isteyen de zahmet edip FriendFeed’e üye olsun. Facebook temel olarak birçok servisi içinde barındırıyor olabilir; ama, iyi servislerin her biri ayrı yerlerde bulunuyor. Misal, Flickr’a amatör fotoğrafçı ruhumu koyuyorum, Picasa’ya kişisel fotoğraf arşivimi. İkisi de vazgeçebileceğim siteler değil kullandığım diğer bütün servisler gibi; altlarında yorum olmasa da olur. Facebook 200 milyondan fazla üyesi olabilir, artık ben değilim; site üzerinden yeterince geyik yaptım arkadaşlarımla. Bu kadar yeter dostlar, hem 240 tane arkadaşımın hepsi de beni özleyecek değil ya. 240 tane insanın kaçıyla cidden samimidim sorusuna cevap dahi vermiyorum.

Kamu kuruluşlarının sitesinde reklam?

2008 December 29
by Gökberk Can

Kamu kuruluşlarına ait IE5′e göre tasarlanmış, kullanışsız, kötü hatta çok kötü tasarlanmış web sitelerine alışkınım; ama hiçbirinde şu güne kadar bir tane ticari reklam gördüğümü hatırlamıyorum hatta kendimden emin olmak için farklı kamu kuruluşlarının sitelerine girdim yetmedi bağlantılar üstünden diğer siteleri de kontrol ettim. Kamu kuruluşlarının sitelerindeki tek reklam bakanlık/müsteşarlık/belediye ilgili kampanyalar dışında, hiçbirinde ticari ürün satışı için bir reklam yok; bunu tekrardan gördüm. Neden mi böylesine bir araştırma yaptım? Devlet Meteoroloji İşleri’nin (DMİ) sitesinde biri Halkbankası’na ait olmak üzere üç adet ticari reklam var. En azından ben üç tane gördüm ve reklamlara ayrılmış bir görüntü dizini var.

Şu an varsayım yapıyorum: Bütçede DMİ’ye ödenek verilmedi ve başınızın çaresine bakın dendi. DMİ de gitti reklam aradı ve buldu diyelim. Reklamı yapılan ürünlerden biri Japonya’dan ithal manyetik tedavi bandı (Japon Sağlık Bakanlığı onaylı) öbürü de zayıflama hapı (bakanlık onaylıymış). Ben sitede üç tane reklam gördüm, üçüncüsü Halkbankası’nınki. Bu ürünleri satan kurumlar hakkında hiçbir bilgim yok, kurumları kötülemek gibi bir amacım da yok, gerçekten işlerini doğru yapan ve izin belgeleri geçerli olan kurumlar olabilirler. Ancak reklamı yapılan ürünler sağlıkla ilgili ve ürünlerin yan etkisinin doğuracağı sonuçlar kurumun da adına zarar verecek nitelikte olabilir.

DMİ neye göre bu reklamları niye aldı, bu fikri onlara kim verdi gerçekten merak konusu. Bu site tasarlanırken o reklamların bir kamu kuruluşunun sitesinde ne kadar alakasız ve lüzumsuz gözüktüğünü kimse tahmin edemedi mi? Kar lastiği reklamı bile sitede daha anlamlı gözükecekti, hele de şu zamanlarda.

Reklam 1, Reklam 2

Hayal kırıklıklarımın en büyüğüsün Amarok 2

2008 December 29
by Gökberk Can

Birkaç aydır Mandriva 2009 kullanıyorum ve bir iki küçük sorun dışında son derece memnunum. KDE 4 yüklü dağıtımda en büyük hediye tabii ki Amarok 2 (1.98). Sürüm 1.4.3 muhteşemliği göz önüne alırsa 2 bildiğin Dani Güiza, tek tek pozisyonda topu tribünlere vuran bir tarzı var. Tabii arada bir de kalecinin üstünden muhteşem şıklıkta aşırtmalar da yapmıyor değil hani.

Cloud eklentisi bozuldu ve şu an 3 adet kaldıramadığım widget var, bazı şarkıları nedense çalmıyor ki bu özellikle Iron Maiden’ın A Matter of Life and Death albümünün tamamı için geçerli. Çalmamasına sebep olan bir hatayla ilgili mesaj da vermiyor program, albüme kastı varmışçasına susuyor.

Sanki biraz daha denense, zorlansa sonra eksiklikleri giderilip son kullanıcıya sunulsa daha tatlı olacakmış.

<PS> Amarok 2′de silinemeyen widget’lara karşı şöyle bir önlem keşfettim az önce.

  1. Amarok’tan çıkın
  2. /home/kullanıcı-adı/.kde4/share/config dizinindeki amarok’la ilgili her şeyi silin.
  3. Amarok’u kaldırıp yeninden kurun.

Sorunu bu tip bir yöntemle çözmenin tek kötü yanı bütün arşivi tekrardan yüklemek gerekiyor.</PS>

Bu kadar öküz olacağınıza yeminle inanmam

2008 December 28
by Gökberk Can

Şimdi olay şu: Bu çok sevgili, 4 yıllık bilgisayar deneyimi olan arkadaşımız oyun niyetine kendisine bir Linux dağıtımı olan Ubuntu’nun sürüm 7.04 CD’sini alıyor ve kuruyor. Tabii ki hayatta şaka olmaz, bkz. iki önceki yazı, arkadaş kurulumu bitirdikten sonra bir bakıyor bütün verilerini kaybetmiş, “Başlat” menüsü yok, Not Defter’nin yerinde yeller uçuyor, Internet Explorer desen zaten gitmiş ve bir sürü sıkıntı üst üste birikmiş. Peki ne yapıyor bu arkadaş? Söverek bilgisayarı atıyor ve yerine yeni bir tane dizüstü alıyor.

Şikayetinin en güzel kısmı ise CD’nin eşinin Macintosh’unda çalışmaması ve böylesi bir zamanda nasıl olur da bir oyun sadece Dell marka bilgisayarda çalışır diye hayıflanması. Bir de Anayasa’nın 10. maddesine neden karşısın derler?

Ek: Arkadaşın Facebook profili, buyurun o da burada:)

Ne güzel yayınlar olurdu televizyonda.

2008 December 27
tags:
by Gökberk Can

- Kenar!!

- Hüooopppp!!!

Eski güzel günler.

Ufak bir hayat dersi

2008 December 21
by Gökberk Can

Let me tell you something you already know. The world ain’t all sunshine and rainbows. It is a very mean and nasty place, and I don’t care how tough you are, it will beat you to your knees and keep you there permanently if you let it. You, me or nobody is going to hit as hard as life. But it ain’t about how hard you hit, it is about how hard you can get hit and keep moving forward, how much can you take and keep moving forward. That’s how winning is done! Now, if you know what you’re worth, then go out and get what you’re worth. But you gotta be willing to take the hit, and not pointing fingers saying you ain’t where you are because of him, or her, or anybody. Cowards do that and that ain’t you. You’re better than that! I’m always gonna love you, no matter what. No matter what happens. You’re my son, you’re my blood. You’re the best thing in my life. But until you start believing in yourself, you ain’t gonna have a life.

Brezilya futbol aleminde sözüm geçer.

2008 December 19
by Gökberk Can

Brezilya’da artık futbol deyince akıllara gelen ilk Türk olma hedefim devam ediyor. Evet böyle bir hedefim de mevcuttur, kimseye söylemediysem olayın gizliliğindendir. Brezilya’ya futbol piyasasına girişimi öncelikle İnternet üstünden yaparak adımı yavaş yavaş duyurmaya da başladım. İşte kanıtı:

http://www.fotolog.com/fabio_luciano/34829969